

Diş hekimi koltuğuna oturduğunuzda aklınızdan geçen ilk düşünce nedir? Çoğu hasta için bu, “Acaba canım yanacak mı?” veya “Dişlerimi çok mu kesecekler?” korkusudur. Yıllarca süren aşınmalar, renklenmeler veya şekil bozuklukları nedeniyle gülüşünüzü saklıyor olabilirsiniz. Ancak dişlerinizin orijinal yapısını kaybetme korkusu, sizi estetik bir dokunuştan alıkoyuyor olabilir. Peki ya size, dişinize matkap değdirmeden, iğne yapmadan ve kendi dişinizden tek bir gram bile kaybetmeden hayalinizdeki gülüşe kavuşabileceğinizi söylesek?
Bu bir hayal değil; modern diş hekimliğinin geldiği son nokta: Diş Kesilmeden Yapılan Laminate Veneer (Non-Prep Veneer). Bu yöntem, diş hekimliğinde “Minimal İnvaziv” (En az müdahale) felsefesinin zirvesidir. Dişin üzerine tıpkı bir kontakt lens gibi incecik porselenlerin yerleştirilmesi sanatıdır.
Bu detaylı rehberde, Dr. Özlem Özcan, Gayrettepe’deki butik kliniğinde uyguladığı bu hassas tekniği anlatıyor. Kimlerin bu “sihirli” dokunuş için ideal aday olduğunu, kimlerin ise geleneksel yöntemlere ihtiyaç duyduğunu tüm şeffaflığıyla öğreneceksiniz. Hazırsanız, diş hekimliğinin en zarif haliyle tanışın.
Geleneksel porselen kaplamalarda, dişin üzerine yer açmak için dişin çevresinden 1.5-2 mm kesim yapılır. Standart Yaprak Porselen uygulamalarında ise sadece ön yüzeyden 0.5-0.7 mm aşındırma yapılır.
Non-Prep Veneer tekniğinde ise diş yüzeyinden hiçbir aşındırma yapılmaz veya sadece mikroskobik düzeyde bir düzenleme yapılır.
Kullanılan porselenler o kadar incedir ki (0.2 mm – 0.3 mm), dişin üzerine eklendiğinde kabalık yaratmaz. Bu teknik, “Çıkarma” değil, “Ekleme” (Additive Dentistry) prensibine dayanır.
Bu, tıpkı makyaj yapmak gibidir; yüzünüzden bir parça eksiltmeden, doğru dokunuşlarla güzelliğinizi ortaya çıkarırsınız. Bu yaklaşım, diş dokusunu korumayı ilke edinen modern diş hekimliğinin temel taşıdır.
Herkes dişlerinin kesilmemesini ister ama fizik kuralları gereği Diş Kesilmeden Yapılan Laminate Veneer herkes için uygun değildir. Bu yöntem, dişin hacmini artırdığı için, sadece “hacim kazanmaya ihtiyacı olan” dişlerde mükemmel sonuç verir.
Eğer dişlerinizin arasında ayrıklıklar varsa, bu boşlukları kapatmak için dişi kesmeye gerek yoktur. Boşluk olan kısımlara porselen ekleyerek dişleri genişletiriz. Bu, Non-Prep tekniğinin en başarılı olduğu alandır.
Genetik olarak dişleriniz yüzünüze göre küçük kalıyorsa veya “peg laterals” denilen, pirinç tanesi gibi küçük yan dişlere sahipseniz, bu dişleri büyütmek için üzerlerine ekleme yaparız. Diş hacim kazandığında hem estetik görünür hem de gülüş hattınız dolgunlaşır.
Gülümsediğinizde dişleriniz karanlıkta kalıyor ve ağzınızın içine doğru bakıyorsa, üzerlerine yapıştırılacak ince porselenler dişleri dışarı doğru (dudaklara doğru) taşıyacaktır. Bu sayede daha dolgun bir dudak desteği ve parlak bir gülüş elde edilir.
Yaşla birlikte veya diş sıkma sonucu dişlerinizin uçları kırılmış, kısalmış olabilir. Sadece bu kısalığı telafi etmek ve dişi eski boyuna getirmek için kesimsiz yöntem mükemmeldir.
Dr. Özlem Özcan’ın Gayrettepe kliniğindeki önceliği, hastaya “hayal satmak” değil, “sürdürülebilir estetik” sunmaktır. Aşağıdaki durumlarda Non-Prep yöntemi önerilmez:
Eğer dişiniz zaten öndeyse (fırlaksa), üzerine bir de porselen yapıştırırsak diş daha da öne gelir ve “at ağzı” denilen kaba görüntü oluşur. Bu durumda ya önce Diş Teli Tedavisi (Ortodonti) uygulanmalı ya da dişten bir miktar aşındırma yapılmalıdır.
Zaten büyük olan dişlere ekleme yapmak, estetiği bozar. Dişler ağza sığmıyor gibi görünür. Bu tip vakalarda dişin formunu küçültmeden estetik sağlamak mümkün değildir.
Non-Prep veneerler çok incedir ve şeffaftır (transparan). Eğer alttaki dişiniz çok koyu renkliyse (kanal tedavisi sonrası morarma veya antibiyotik lekesi), bu koyuluk ince porselenin altından yansır.
Bu durumda lekeyi maskelemek için dişten bir miktar yer açmak ve maskeleyici simanlar kullanmak gerekir. Renklenmiş dişler için daha uygun seçenekleri Diş Beyazlatma veya daha opak restorasyonlarla değerlendirmek gerekir.
Neden hastalarımız Gayrettepe’ye gelip özellikle bu yöntemi istiyor?
1. Ağrı Yok, İğne Yok: Diş kesilmediği için dentin (sinir uçlarının olduğu tabaka) açığa çıkmaz. Anestezi yapılmasına bile gerek yoktur. Koltuktan kalktığınızda uyuşukluk hissetmezsiniz.
2. Geri Dönüş İmkanı (Reversibilite): Teorik olarak, porselenler çıkarıldığında alttaki kendi dişiniz sapasağlam durur. Bu, psikolojik olarak büyük bir rahatlıktır.
3. Geçici Diş Derdi Yok: Diş kesilmediği için hassasiyet olmaz, dolayısıyla porselenleriniz laboratuvarda hazırlanırken geçici diş takmak zorunda kalmazsınız.
Diş Kesilmeden Yapılan Laminate Veneer sürecindeki en kritik aşama “Mock-Up” (Prova) aşamasıdır.
Dişinize hiç dokunmadan, sadece dijital tasarımın bir kopyasını ağzınıza uygularız.
Bu sayede finalde dişlerinizin nasıl görüneceğini, kalın olup olmayacağını, dudağınızı nasıl destekleyeceğini işlem başlamadan önce görürsünüz.
Siz “Evet, beğendim” demeden porselen üretimine başlamayız. Bu süreç, sürprizleri ortadan kaldırır. Tasarım süreci hakkında daha fazla bilgi ve nasıl planlandığını görmek için Gülüş Tasarımı sayfamızı ziyaret edebilirsiniz.
Bu kadar hassas bir işlem, fabrika usulü çalışan kalabalık kliniklerde yapılamaz. Milimetrenin onda biri kadar ince çalışmak, zaman ve sabır gerektirir.
Dr. Özlem Özcan, Gayrettepe’deki kliniğinde her hastasına özel zaman ayırır.
Lokasyonumuzun merkezi olması (Metro ve Metrobüs ile erişim), provalara kolayca gelmenizi sağlar. İşleminiz yapılırken hemen yanımızdaki Zorlu Center‘da vakit geçirebilir, İstanbul’un keyfini çıkarabilirsiniz.
Hastalarımız sıklıkla bu iki yöntemi karıştırır.
Zirkonyum, dayanıklı olması için dişi çepeçevre kesmeyi gerektirir. Non-Prep Lamine ise sadece ön yüze yapıştırılır.
Eğer dişiniz sağlamsa ve sadece estetik amaçlı geliyorsanız, Non-Prep her zaman ilk tercihtir.
Ancak dişinizde büyük çürükler veya eski dolgular varsa, Zirkonyum daha koruyucu olabilir. Bu iki materyal arasındaki farkı ve hangisinin size daha uygun olduğunu anlamak için Zirkonyum mu Lamine mi? rehberimize mutlaka göz atın.
Bu, Non-Prep yöntemindeki en büyük risktir ve tamamen hekimin becerisine bağlıdır. Dr. Özlem Özcan, özel “contact lens” inceliğinde porselenler kullanarak ve dişin geçiş hatlarını (line angles) doğru belirleyerek bu yapay görüntüden kaçınır. Mock-up (prova) aşamasında bu durumu test edersiniz.
Elinizdeyken çok kırılgandırlar, ancak dişe özel “bonding” (yapıştırma) ajanlarıyla yapıştıklarında dişle bütünleşir ve çok dayanıklı hale gelirler. Yine de kabuklu yiyecekleri dişle kırmamak gerekir.
İyi bir bakımla 15-20 yıl kullanılabilir. Diş kesilmediği için diş eti uyumu mükemmeldir ve diş eti çekilmesi riski daha azdır.
Genellikle evet veya biraz daha yüksektir. Çünkü kullanılan porselen teknolojisi ve teknisyen işçiliği çok daha hassas ve üst düzeydir.
Diş Kesilmeden Yapılan Laminate Veneer, diş hekimliğinin size sunduğu en büyük hediyedir. Kendi dişinizden vazgeçmeden, hayalinizdeki gülüşe kavuşmak artık mümkün.
Ancak unutmayın, bu yöntem bir “mucize” değil, doğru endikasyon gerektiren tıbbi bir işlemdir. Size uygun olup olmadığınızı öğrenmenin en iyi yolu, uzman bir gözle yapılan değerlendirmedir.
Gayrettepe’nin kalbinde, Dr. Özlem Özcan ve ekibi, gülüşünüzü en doğal ve en zarif haliyle ortaya çıkarmak için sizi bekliyor.
Dişlerinize dokunmadan nasıl değişebileceğinizi görmek ister misiniz? WhatsApp hattımızdan fotoğrafınızı gönderin, ücretsiz ön değerlendirme yapalım.
Kliniğimize ulaşım ve randevu için İletişim sayfasını ziyaret edebilirsiniz.