
Sosyal medyanın, televizyonun ve dijital dünyanın hayatımızın merkezine yerleştiği bu çağda, “gülüş estetiği” artık bir lüks değil, sosyal bir ihtiyaç haline geldi. Hepimiz fotoğraflarda ışıl ışıl parlayan, sağlıklı ve bembeyaz dişlere sahip olmak istiyoruz. Bu talep, diş beyazlatma (bleaching) işlemlerini diş hekimliğinin en çok arzulanan tedavisi haline getirdi. Ancak, Gayrettepe’deki kliniğime “Hocam, dişlerimi hemen beyazlatmak istiyorum” heyecanıyla gelen hastalarımın bir kısmına, muayene sonrasında maalesef “Durun, sizin için bu işlem uygun değil” demek zorunda kalıyorum.
Bu cevap, hastalarımda genellikle büyük bir şaşkınlık yaratıyor. Çünkü market raflarında bile satılan, internetten sipariş edilebilen bir ürünün, nasıl olur da tıbbi bir engeli olabilir? Oysa diş beyazlatma, basit bir makyaj malzemesi sürmek gibi değildir; dişin mine yapısına ve dentin kanallarına etki eden ciddi bir kimyasal prosedürdür. Yanlış kişiye, yanlış zamanda veya yanlış dozda uygulandığında, hayal ettiğiniz o beyaz gülüş, dayanılmaz ağrılara ve kalıcı hasarlara dönüşebilir.
Bu kapsamlı rehberde, bir hekim hassasiyetiyle Diş Beyazlatma Herkes İçin Uygun mu? sorusunu masaya yatıracağız. Hamilelerden porselen kaplaması olanlara, diş eti çekilmesinden antibiyotik lekesi olanlara kadar kimlerin “güvenli bölgede” olduğunu, kimlerin ise bu işlemden kesinlikle uzak durması gerektiğini tüm detaylarıyla inceleyeceğiz.
Kimlerin uygun olup olmadığını anlamak için önce işlemin ne olduğunu anlamalıyız.
Diş beyazlatma, dişin üzerindeki lekeleri “boyamak” değildir. Tam tersine, dişin içindeki renklenmiş organik pigmentleri “parçalamaktır”.
Bu işlem için genellikle Hidrojen Peroksit veya Karbamid Peroksit jelleri kullanılır.
Bu jeller diş minesinin mikroskobik gözeneklerinden içeri sızar ve içerideki koyu renkli molekülleri okside ederek (yakarak) rengini açar.
İşte anahtar kelime budur: “İçeri Sızmak”.
Eğer dişinizin koruyucu tabakası (mine) sağlamsa bu sızma güvenlidir. Ama eğer dişinizde çatlak, çürük veya diş eti çekilmesi varsa; bu jel doğrudan dişin sinirine (pulpaya) ulaşır ve “elektrik çarpması” gibi bir ağrı yaratır.
Konunun kimyasal boyutu hakkında daha teknik bilgi için Vikipedi: Hidrojen Peroksit sayfasını inceleyebilirsiniz.
Önce iyi haberden başlayalım. Eğer aşağıdaki özelliklere sahipseniz, Diş Beyazlatma Herkes İçin Uygun mu? sorusunun cevabı sizin için koca bir “EVET”tir:
İşte makalemizin en kritik bölümü. Lütfen burayı dikkatle okuyun. Eğer bu gruptaysanız, beyazlatma ısrarınız dişlerinize zarar verebilir.
Bu, hastaların en çok yanıldığı konudur.
Kural: Beyazlatma jelleri sadece “Doğal Diş Dokusunu” beyazlatır. Porselen kaplamayı, zirkonyumu veya kompozit dolguyu beyazlatmaz.
Diyelim ki ön dişinizde yıllar önce yapılmış bir dolgu var veya bir dişiniz porselen kaplama. Biz beyazlatma yaparsak, doğal dişleriniz bembeyaz olur ama o kaplama ve dolgular eski (sarı) renginde kalır.
Sonuç: Ağzınızda renk cümbüşü (alaca bulaca bir görüntü) oluşur.
Bu durumda çözüm, önce beyazlatma yapıp, sonra o yeni renge göre kaplamaların/dolguların değiştirilmesidir. Bu da ek maliyet demektir.
Dişin görünen kısmı (kuron) mine ile kaplıdır ve mine hissizdir. Ancak diş eti çekilince açığa çıkan kök yüzeyi, “sement” ile kaplıdır ve çok hassastır.
Eğer diş eti çekilmeniz varsa ve biz oraya peroksit jeli sürersek, o jel doğrudan dişin içindeki kanallara girer. İşlem sırasında koltukta duramayacak kadar şiddetli bir sızlama (hassasiyet) yaşarsınız.
Bu hastalarda önce diş eti tedavisi yapılmalı veya hassasiyet giderici tedaviler uygulanmalıdır.
Bilimsel olarak beyazlatma jelinin bebeğe zarar verdiğine dair kanıtlanmış bir veri yoktur. Ancak “zarar vermediğine” dair de yeterli çalışma yoktur (etik sebeplerle hamilelerde deney yapılmaz).
Bu yüzden diş hekimliğinde “Önce Zarar Verme” (Primum non nocere) ilkesi gereği, hamilelik ve emzirme döneminde sadece acil tedaviler yapılır. Estetik işlemler doğum sonrasına ertelenir.
Ayrıca hamilelikte diş etleri hormonlar nedeniyle şişmeye ve kanamaya meyillidir (Hamilelik Gingivitisi). Bu hassas diş etlerine kimyasal sürmek doğru değildir.
Gençlerin dişlerinin içindeki sinir odası (pulpa) çok geniştir. Yaş ilerledikçe bu oda daralır.
Pulpa genişken yapılan beyazlatma işlemi, sinirin aşırı ısınmasına ve kalıcı hasar görmesine (kanal tedavisi gerektirecek kadar) yol açabilir.
Bu yüzden 18 yaş (bazı durumlarda 16 yaş) altındaki gençlere, diş gelişimi tamamlanmadan kimyasal beyazlatma önermiyoruz.
Çocukluk çağında kullanılan bazı antibiyotikler (tetrasiklin grubu), dişin yapısına işleyerek “Gri / Mavi” kuşaklar şeklinde derin renklenmeler yapar.
Diş Beyazlatma Herkes İçin Uygun mu? sorusunun en zor cevabı buradadır.
Sarı lekeler yüzeyeldir, kolay çıkar. Ama gri antibiyotik lekeleri dişin “kemiğindedir”. Beyazlatma işlemi bu dişlerde çok az etki eder veya hiç etki etmez. Hatta bazen gri rengi daha da belirgin hale getirebilir.
Bu hastalarımız için en doğru çözüm, beyazlatma değil; Laminate Veneer (Yaprak Porselen) tedavisidir.
Diş sıkan (Bruksizm) hastalarda, dişlerin mine tabakası çatlar. Bu çatlaklar gözle görülmeyebilir ama mikroskobik düzeyde açıktır.
Jel bu çatlaklardan sızarsa, dayanılmaz bir ağrı oluşur. Önce çatlakların onarılması, sonra beyazlatma düşünülmesi gerekir.
Bazı hastalarımız elinde bir dergiyle gelip “Hocam dişlerimin bu ünlününki gibi (tuvalet kağıdı beyazlığında) olmasını istiyorum” der.
İşte burada dürüst olmak zorundayız.
Diş beyazlatma işlemi, dişinizin “Doğal Kapasitesi” kadar rengi açar.
Herkesin bir kemik rengi olduğu gibi, bir diş rengi de vardır. Bazı insanların diş rengi genetik olarak daha gri veya koyu sarıdır.
Beyazlatma ile dişlerinizi 2-3 ton, bazen 4 ton açabiliriz. Temiz, ferah ve parlak bir görüntü elde ederiz.
Ancak “Fayans Beyazı” (Opaque White) bir görüntü, kimyasal beyazlatma ile elde edilemez. O görüntü, porselen kaplamalarla (Veneer/Zirkonyum) elde edilir.
Eğer beklentiniz doğallıktan uzak, spot ışığı gibi parlayan dişlerse, beyazlatma sizi mutlu etmeyecektir.
Sosyal medyada gördüğünüz “Kömür tozu”, “Mor macun” veya “Limon-Karbonat” karışımları…
Lütfen dikkat!
Bu ürünler dişinizi kimyasal olarak beyazlatmaz; fiziksel olarak kazır.
İçindeki iri tanecikler, diş minesini zımparalar. İlk başta dişiniz beyazlamış gibi görünür çünkü üzerindeki leke tabakasını kazımışsınızdır.
Ama mine inceldiği için alttaki sarı dentin tabakası daha çok görünmeye başlar.
Zamanla dişleriniz daha sarı, daha mat ve daha hassas hale gelir.
Profesyonel beyazlatma (Ofis Tipi) ile evde yapılan bu kontrolsüz yöntemler arasındaki fark, “Saçı boyatmak” ile “Saçı yakmak” arasındaki fark gibidir.
Gayrettepe’deki kliniğimizde, Diş Beyazlatma Herkes İçin Uygun mu? sorusuna yanıt vermek için standart bir protokol uygularız:
1. Detaylı Muayene: Diş etleriniz sağlıklı mı? Çürük var mı? Dolgu var mı?
2. Temizlik (Detertraj): Beyazlatmadan önce mutlaka diş taşları temizlenir. Kirli bir yüzey beyazlatılamaz.
3. Renk Tespiti: Mevcut renginiz skalada belirlenir ve fotoğraflanır.
4. Bariyer Yöntemi: İşlem sırasında diş etleriniz özel bir “ışıklı bariyer” ile kapatılır. Jel asla diş etinize değmez. (Evde yapılanlarda bu koruma olmadığı için diş eti yanıkları çok sık görülür).
5. Lazer Aktivasyonu: Jelin etkinliğini artırmak ve süreyi kısaltmak için lazer ışığı kullanılır.
Hayır. Profesyonel ürünler (nötr pH’lı) ve hekim kontrolünde yapılan işlem mineyi eritmez veya inceltmez. Mikroskobik düzeyde geçici bir pürüzlenme olabilir ama tükürükteki minerallerle 24-48 saatte kendini onarır. Zarar veren şey, asitli ve aşındırıcı market ürünleridir.
Standart dıştan beyazlatma ile beyazlamaz. Kanal tedavili dişler “içten” kararır. Bu dişler için “Tek Diş Beyazlatma” (Internal Bleaching) dediğimiz özel bir yöntem uygulanır. Dişin içine, dolgunun altına jel konur ve birkaç gün beklenir. Sonuç genellikle çok başarılıdır.
Genellikle ağrısızdır. Ancak bazı hastalarda işlem sırasında veya akşamında “şimşek çakar tarzda” anlık hassasiyetler olabilir. Bu durum 24 saat içinde tamamen geçer. Hassasiyet giderici macunlar ve florür uygulaması ile konfor sağlanır.
Bu tamamen sizin alışkanlıklarınıza bağlıdır. Sigara, aşırı kahve/çay tüketimi devam ederse 6 ay – 1 yıl içinde renk geri dönebilir. Ancak “Beyaz Diyet”e dikkat eden ve ağız bakımını iyi yapanlarda 2-3 yıl kalıcılık mümkündür.
Özetlemek gerekirse; Diş Beyazlatma Herkes İçin Uygun mu? Hayır, değildir. Biyolojik ve yapısal sınırları olan tıbbi bir işlemdir.
Eğer dişleriniz ve diş etleriniz sağlıklıysa, bu işlem size harika bir özgüven ve gençleşme sağlar.
Ancak engelleriniz varsa (diş eti çekilmesi, porselenler vb.), ısrar etmek yerine hekiminizin önereceği alternatiflere (Veneer, Bonding vb.) yönelmek en doğrusudur.
Gayrettepe’nin merkezinde, Dr. Özlem Özcan Kliniği olarak amacımız size sadece “beyaz” dişler değil, “sağlıklı ve beyaz” dişler kazandırmaktır. Sağlığınızı riske atacak hiçbir estetik talebi, etik değerlerimiz gereği uygulamıyoruz.
Gelin, dişlerinizin beyazlatmaya uygun olup olmadığını ücretsiz analizimizde birlikte değerlendirelim. Belki de hayalinizdeki gülüşe sandığınızdan çok daha yakınsınızdır.
Uygunluk analizi ve randevu için hemen bizimle iletişime geçin.
Detaylı bilgi ve randevu için: https://www.drozlemozcan.com/iletisim/